Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Gazzeli Çocukların Sessiz Çığlığı Savaşın en ağır yükünü her zaman çocuklar taşır. Gazze’de ise bu yük, artık sadece ağır değil; dayanılmaz bir işkenceye dönüşmüş durumda. Çocuklar, oyuncağı olması gereken yaşta bombaların sesine uyanıyor, okula gitmesi gereken günlerde molozların arasında dolaşıyor. Onların çocukluğu, bizim gözlerimizin önünde çalınıyor. Bir çocuğun en temel hakkı nedir? Oynamak, gülmek, sevilmek… Ama Gazzeli çocukların dünyasında bu hakların hiçbirine yer yok. Bir oyuncak yerine taş taşıyor, bir çiçek yerine yıkıntılar arasında dolaşıyorlar. Uyandıklarında görmek istedikleri anne-baba yüzü, çoğu zaman artık yanlarında değil. O küçücük bedenler, kaybettikleri sevdiklerinin boşluğunu taşımaya çalışıyor. Geçen hafta Gazze’nin Han Yunus mahallesinde 9 yaşındaki Yasir’in yaşadığı an, bu dramı özetliyor. Gece yarısı düşen bombayla evleri yıkıldı. Annesi hayatını kaybetti, babası ağır yaralandı. Yasir, sabaha kadar kardeşinin cansız bedeninin yanında bekledi. Sabah olduğun...

Seferihisar'ın Tozlu Yolları ve Turizmin Sancılı Süreci

  Seferihisar'ın Tozlu Yolları ve Turizmin Sancılı Süreci Her yaz olduğu gibi bu yaz da Ege'nin incisi, Türkiye'nin ilk "Sakin Şehir" (Cittaslow) unvanlı cennet köşesi Seferihisar'a bir umutla bakar gözlerimiz. Mandalina kokulu sokakları, masmavi denizi ve huzur dolu atmosferiyle tatilcilerin ve yatırımcıların gözdesidir. Ancak ilçenin sahip olduğu bu parlak potansiyel, merkezden Sığacık'a, Ürkmez'den Doğanbey'e uzanan yolların mevcut durumu nedeniyle maalesef gölgede kalıyor. Çünkü bu yıl, S eferihisar'ın yolları yaz turizmine yeterince hazır değildi . Sezonun en hareketli günlerini yaşarken, misafirlerini ağırlamaya hazırlanan esnafın ve turizmcinin beklentisi büyüktü. Kış boyunca verilen sözler, yapılan planlamalar, herkese bir umut aşılamıştı. Özellikle turizmciye yönelik extra bir çalışma planlanlandığı konuşuluyordu. Ne de olsa ilçenin can damarı olan turizm, en iyi hizmeti ve altyapıyı hak ediyordu. Ancak görünen o ki, bu planlar ya kağ...

Hayatta Her Şey Var: Kader, Dua ve İnsanlık İmtihanı

  Hayatta Her Şey Var: Kader, Dua ve İnsanlık İmtihanı Merhaba değerli okurlarım, Sizlerle tekrar bir araya gelmek, düşüncelerimizi paylaşmak adına büyük bir onur. Yaşamın karmaşası içinde, insanı en derinden etkileyen gerçeklere odaklanmak istedim ve bu köşe yazısının ana düsturu "Hayatta her şey var" oldu. Hayatı, bir senaryo gibi izlemekle yetinebilir miyiz? Bir filmde, aracın tekerleği fırlamış, hızla savunmasız bir çocuğa doğru yuvarlanırken, biz sadece izleyiciyiz. Gerçek hayatta buna kader deriz; filmde ise senaryo . Kader, mutlak bir yazgı mıdır, yoksa insanın iradesinin de dahil olduğu bir süreç mi? "Kader planında müdahale şansım yok" demek, yaratıcı kulun sorumluluğunu göz ardı etmek değil midir? İşte bu noktada, her zaman var olan o ilahi müdahale kapısı açılır: Dua. Dua, sadece bir temenni değil, aynı zamanda kaderle olan ilişkimizde aktif bir köprüdür. Bir annenin evladına duası, neden bu kadar makbuldür? Çünkü o dua, belki de o yuvarlanan tekerleğin...