Ana içeriğe atla

Hayatta Her Şey Var: Kader, Dua ve İnsanlık İmtihanı

 

Hayatta Her Şey Var: Kader, Dua ve İnsanlık İmtihanı

Merhaba değerli okurlarım,

Sizlerle tekrar bir araya gelmek, düşüncelerimizi paylaşmak adına büyük bir onur. Yaşamın karmaşası içinde, insanı en derinden etkileyen gerçeklere odaklanmak istedim ve bu köşe yazısının ana düsturu "Hayatta her şey var" oldu.

Hayatı, bir senaryo gibi izlemekle yetinebilir miyiz? Bir filmde, aracın tekerleği fırlamış, hızla savunmasız bir çocuğa doğru yuvarlanırken, biz sadece izleyiciyiz. Gerçek hayatta buna kader deriz; filmde ise senaryo. Kader, mutlak bir yazgı mıdır, yoksa insanın iradesinin de dahil olduğu bir süreç mi? "Kader planında müdahale şansım yok" demek, yaratıcı kulun sorumluluğunu göz ardı etmek değil midir? İşte bu noktada, her zaman var olan o ilahi müdahale kapısı açılır: Dua.

Dua, sadece bir temenni değil, aynı zamanda kaderle olan ilişkimizde aktif bir köprüdür. Bir annenin evladına duası, neden bu kadar makbuldür? Çünkü o dua, belki de o yuvarlanan tekerleğin seyrini değiştirecek, bir engelle karşılaşmasını sağlayacak gücü taşır. Dualar sadece annelerle sınırlı değildir; hocaların talebelerine, yetimlerin, babaların ve hatta devlet başkanlarının duaları da benzer bir etkiye sahiptir.

Kişinin kendi hayatında biriktirdiği "dua kumbaraları" da vardır. Bunlar, kişiyi görünmez belalardan koruyan, ilahi bir elin daima yanında olduğunu hissettiren manevi zırhlardır. Ve elbette, kişinin kendisine dua etmesi de bu koruma kalkanını güçlendirir.

Peki, tüm bu manevi hazırlıklara rağmen, başımıza hiçbir şey gelmez mi? Hayır, çünkü insanlık, imtihan sırrı ile yaşar.

Hz. İbrahim, peygamber olmasına rağmen babasıyla, oğluyla ve Nemrut'un ateşiyle sınandı. Hz. Musa, Firavun'un zulmüne uğradı, kendi kavmi tarafından bile yalnız bırakıldı. Hz. Eyüp (A.S.), ağır bir hastalıkla yetmezmiş gibi ailesiyle de imtihan oldu. Ve Hz. Muhammed (S.A.V.), en yakınlarının dahi zulmüne maruz kaldı.

Zulüm ve işkence. Bu kelimeleri klavyede yazmak ne kadar kolay. Ama bu kelimelerin gerçek ağırlığını, Myanmarlı, Gazzeli, Suriyeli, Libyalı ve Lübnanlı mazlumlara sormak gerekir. Onların yaşadığı açlığı, sefaleti, yokluğu...

Zulme sessiz kalmak, zulme ortak olmaktır. İslam dünyasının bugünkü sessizliği, mazlumların ahının tüm dünyayı kasıp kavurduğu bu günlerde kabul edilemez. Bir el uzanmayı, bir ses yükselmeyi bekliyor.

Dualarımızla, imkanlarımızla... Evimizden adım atarken, en yakınımızdan başlayarak, gücümüzün yettiği ölçüde gözyaşlarını dindirmeye çalışalım. Dünya hızla karanlığa yuvarlanırken, sen bir mum yak!

Karaya vurmuş binlerce deniz yıldızını tek tek denize geri atan bir adamın hikayesi gibi. Belki bir tanesinin hayatı değişecek, ama o bir tanesi için bu, tüm dünya demektir. Senin de yapacağın küçücük bir iyilik, bu devasa kötülük gidişatına dur deme potansiyeli taşır.

Haydi, o gün bugün olsun!


https://seferihisarlife.com/hayatta-her-sey-var-kader-dua-ve-insanlik-imtihani/



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gazzeli Çocukların Sessiz Çığlığı Savaşın en ağır yükünü her zaman çocuklar taşır. Gazze’de ise bu yük, artık sadece ağır değil; dayanılmaz bir işkenceye dönüşmüş durumda. Çocuklar, oyuncağı olması gereken yaşta bombaların sesine uyanıyor, okula gitmesi gereken günlerde molozların arasında dolaşıyor. Onların çocukluğu, bizim gözlerimizin önünde çalınıyor. Bir çocuğun en temel hakkı nedir? Oynamak, gülmek, sevilmek… Ama Gazzeli çocukların dünyasında bu hakların hiçbirine yer yok. Bir oyuncak yerine taş taşıyor, bir çiçek yerine yıkıntılar arasında dolaşıyorlar. Uyandıklarında görmek istedikleri anne-baba yüzü, çoğu zaman artık yanlarında değil. O küçücük bedenler, kaybettikleri sevdiklerinin boşluğunu taşımaya çalışıyor. Geçen hafta Gazze’nin Han Yunus mahallesinde 9 yaşındaki Yasir’in yaşadığı an, bu dramı özetliyor. Gece yarısı düşen bombayla evleri yıkıldı. Annesi hayatını kaybetti, babası ağır yaralandı. Yasir, sabaha kadar kardeşinin cansız bedeninin yanında bekledi. Sabah olduğun...

Ben kimim?

 --- ÖZ GEÇMİŞİM ---- 1976 Giresun doğumluyum. Teyyaredüzü mahallesinde ikamet etmekteyim. Köyüm Giresun merkeze bağlı 23km mesafede bulunan 240 haneli Sultaniye köyü diğer adıyla meşhur ismi Kemerköprü diye bilinmektedir. Köy merkezinde ve Karabalçık Mahallesinde ev ve fındık bahçelerimiz bulunmaktadır. Fındık çiftçisinin ne çektiğini çok iyi bilirim.  Giresun'un yayları da meşhurdur. Bizim yaylamız Melikli Obası diye bilinen Ağaçbaşı Yaylası'dır. Yılda 15-20 gün de olsa fındık başlamadan enerji toplamak için yaylaya ailecek çıkarız. Kulakkaya, Bektaş ve Alçakbel rutin ziyaret yerlerimiz arasında yer alır. Ormanda mantar toplamak en büyük hobilerim arasında yer alır.  Eğitim Hayatım - İlkokulu Giresun Namık Kemal İlkokulu'nda, - Orta öğrenimimi Giresun Hamdi Bozbağ İmam Hatip Lisesi EK binada, - Lise eğitimimi Giresun Atatürk Lisesi 'nde sayısal bölümü üzerine tamamladım.  Üniversite Hayatım - KTÜ İnşaat - Anadolu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi - Ank...